Arşiv

Posts Tagged ‘wall street’

On yıl sonra, yeniden ‘No Logo’

2009/11/19 Yorumlar kapalı

Sermayenin küreselleşmesine karşı alternatif arayanların bir nevi el kitabı hâline gelen ‘No Logo’nun yeni baskısı hazır. Kitabın yazarı Naomi Klein, on yılda gelinen noktayı özetliyor.

Naomi Klein / The Huffington Post / 16.11.2009

nologo_klein30 Kasım 1999′da, bundan neredeyse on yıl önce, on binlerce gösterici Dünya Ticaret Örgütü’nün Seattle’daki toplantısını iptal ettirmişlerdi. Ana akım medyada çıkan bir çok yanıltıcı iddiaya karşın, eylemciler ne ticarete ne de küreselleşmeye karşıydılar. Karşı çıktıkları, dünyaya yayılan kontrolsüz bir kapitalizm sistemiydi.

Seattle protestoları sırasında, ilk kitabım ‘No Logo: Küresel Markalar Hedef Tahtasında’ yayınevindeydi. Kitap, ticari “süpermarkaların” yeni bir türünün kamusal alana karşı giriştiği taarruza ve ticari iktidara karşı verilen karşı mücadelenin ilk emarelerine değiniyordu. Bir yazar ve eylemci için iyi bir zamanlama olmuştu. Kitabımın, dünyayı değiştirebileceğine inandığım bir harekete yardım ettiğini izlemenin müthiş ayrıcalığını yaşadım.

Seattle protestolarının onuncu yıl dönümünde, şirketler ve hükümetler arasındaki aleni tezgâha karşı öfke tırmanışta iken, genişletilmiş yeni bir girişle No Logo’yu yeniden yayınlıyorum. Yeni kitap, başka gelişmelerin yanında Wall Street’e eşi görülmemiş bir şekilde kefil olunmasına ve dünyadaki en güçlü marka olan Obama Markasının yükselişine değinirken, bu markanın pazarlanışı ve gerçeklik arasındaki rahatsız edici boşlukları irdeliyor.

Yeni baskı dağıtıma hazırlanırken, havada yine bir ‘eylem anı’ kokusu var. Kopenhag’daki BM iklim zirvesinden önce iklim adaleti için heyecan verici yeni dalga bir aktivizm söz konusu. Bu, Seattle’da doğan bağlantıların üzerinde kurulan bir yapılanma. Rolling Stone dergisinde de yazdığım gibi, işe yarar bir anlaşma artık söz konusu olmadığı için, bir çok eylemci Kopenhag’ı, “siyasi arenayı karbon dengeleme ve karbon emisyonu ticareti gibi iş dünyasına yakın sözde önlemlerden kurtarıp ele geçirme fırsatı” olarak görüyor. Eylemciler, kirlilik için karmakarışık yeni piyasalar yaratmakla ilgisi olmayan, daha çok kömür ve petrolü olduğu yerde bırakmakla ilgili fikirleri, etkin ve sağduyu sahibi önerileri tartışmayı umuyorlar. (Makalenin tamamını buradan okuyabilirsiniz.)

1999′da, internet kaynaklı hızlı büyümenin yarattığı coşku duygusunun tam ortasında, hemen hiç kimsenin kapitalizmin olumsuzluklarını duymak istemeyişi, hareketimizin önündeki engellerden biriydi. On yıl sonra, belki de hareketimize sıra geldi.

Alın size geçmişten bir yaprak: Seattle hâlâ eylemcilerin işgali altında ve göz yaşartıcı gazlarla boğulmuşken The New York Times için yazdığım bir makele. Bugünün koşullarında kesinlikle tutuk kalıyor.


Kural Peşinde Koşan İsyancılar
Naomi Klein, New York Times, 2 Aralık 1999

Seattle’daki Dünya Ticaret Örgütü toplantısını protesto edenleri 60′lara imrenen radikaller olarak küçümsemek fazlasıyla kolaya kaçmak olur. Daha acımasız bir başka eleştiri ise protestocuların toplumun gerisinde kaldıklarını, ve kendilerini çoktan alaşağı eden küreselleşme dalgasına karşı savaştıklarını iddia etmek. DTÖ yöneticisi Mike Moore muhaliflerinin, enternasyonalizme karşı savaş açan korumacılardan öte bir şey olmadığını düşünüyor.

Oysa gerçek, Seattle’daki protestocuların, en az otellerin içindeki ticaret hukukçuları kadar, küreselleşme denen zararlı tarafından ısırılmış durumda olmaları. Gerçi bu başka bir tür küreselleşme ama olsun, bunun farkındalar. Protestocuların siyasi hedefleri hakkındaki kafa karışıklığı anlaşılabilir. Bu, internetin anarşist patikalarından doğan ilk hareket. Tepeden inme bir hiyerarşi ya da herkesçe tanınan liderler olmadığı gibi, bundan sonra ne olacağını da kimse bilmiyor.

Bu protesto hareketi aslında küreselleşme karşıtı olmaktan çok tekelci ticaret karşıtı. Hareketin temelleri de Nike’ı hedef alan ağır çalışma koşullarına karşı kampanyalardan, Nijerya’daki Royal Dutch/Shell’i mercek altına alan insan hakları kampanyalarından ve Monsanto’nun genetiği değiştirilmiş gıdalarına karşı Avrupa’dan doğan tepkiden kaynaklanıyor.

Dev bir uluslararası şirket hakkında, herhangi bir zaman zarfında bir çok anlaşmazlığın ortasında kalabilir. İşçiler, insan hakları, çevre sorunları gibi. Eylemciler, aynı ticari hedefe odaklandıklarında birbirlerinden haberdar olurlar. Bir kasıt olmaksızın ayrı ayrı şirketler küresel ekonominin küçük ölçekli birer sembolü hâline gelirken, sonunda eylemcilere DTÖ’nün esrarlı dünyasına sızacak isim yapmış marka kapılarını aralamış olurlar.

Bu, dünyanın bugüne kadar gördüğü en büyük küresel bilince sahip ve küresel olarak birbirine bağlı hareket. Artık sureti olmayan Meksikalı ya da Çinli işçiler işimizi elimizden almıyor, zira o işçilerin temsilcileri de Batılı eylemcilerle aynı e-posta listelerinde ve aynı konferanslarda yer alıyor. Protestocuların çoğu, küreselleşmenin musibetlerine karşı haykırırken sığ bir ulusalcılığa dönüşü değil, küreselleşmenin sınırlarının genişletilmesini, ticaretin demokratik reformlarla, yüksek ücretlerle, işçi haklarıyla ve çevrenin korunmasıyla bağdaştırılmasını talep ediyor.

Seattle’daki genç protestocuları, 60′lardaki seleflerinden ayıran şey bu. Woodstock zamanlarında devletin ve okulun kurallarına uymayı reddetmek, kendi başına siyasi bir eylem olarak görülürdü. Şimdi ise, DTÖ aleyhtarları -hatta kendilerini anarşist olarak tanımlayanlar bile- kuralsızlık ve yetkisizlik karşısında öfke duyuyor. Bu insanlar, DTÖ’nün engellemesi olmaksızın ulusal hükümetlerin kendi yetkilerini kullanmada serbest olmalarını istiyor, ve işgücü standartları, çevrenin korunması ve bilimsel araştırmalar için daha sıkı uluslararası kurallar talep ediyor.

Elbette, Başkan Clinton’dan Microsoft’un patronu Bill Gates’e kadar herkes, kurallardan yana olduğunu iddia edecektir. İşin tuhafı, “kurallara dayalı ticaret” ihtiyacı, ekonomik liberalleşme çağının favori söylemi oluverdi. Ancak ekonomik liberalleşme /deregülasyon, tanım gereği kuralların kaldırılması ile ilgilidir. Ekonomik liberalleşmeyi tanımlamak ve uygulamakla yükümlü olan DTÖ yalnızca, kuralların kaldırılmasını düzenleyen düzenlemelerle alâkadar oluyor.

DTÖ, hayli akıldışı bir tavırla ticareti, ondan etkilenen herşeyden ve herkesten; işçilerden, çevreden, kültürden mütemadiyen koparmaya uğraştı. Bu yüzden, Başkan Clinton’ın dün, protestocular ve delegeler arasındaki anlaşmazlığın giderilmesi için küçük tavizler ve müzakere yoluyla giderilebileceği yönündeki önerisi hayli yanlış.

Asıl anlaşmazlık küreselleşmecilerle korumacılar arasında değil, iki farklı uçta duran küreselleşme tasavvuru arasında. Biri son on yıldır tek başına hüküm sürüyordu. Diğeri ise rüştünü ispatlamasını kutluyor.


Bu yazının aslını aşağıdaki bağlantılarda bulabilirsiniz:
http://www.naomiklein.org/articles/2009/11/revisiting-no-logo-ten-years-later
http://www.huffingtonpost.com/naomi-klein/revisiting-no-logo-ten-ye_b_359372.html


Trajediden maskaralığa

2009/10/20 Yorumlar kapalı

“Demokrasiye inanmıyoruz, hiçbirimiz. Onunla alay ediyoruz ama her nasılsa işe yarıyormuş gibi davranıyoruz.” Gazeteci Amy Goodman ve Juan Gonzalez’in sunduğu “Democracy Now” programında ekonomik kriz konusunda görüşlerini dile getiren Slavoy Jijek, solun küresel anlamda bu krize verecek yanıt bulamadığını düşünerek solu eleştiriyor. Devamını oku…

İkiyüzlülüğün semeresi

2008/09/16 Yorumlar kapalı


2008-09-16 / The Guardian

Joseph Stiglitz

Çeviren : Yasin Kokarca

Irmak kenarına çeşme yapılmaz, ya da rüzgâr eken fırtına biçer, ne derseniz deyin. 1929′daki Wall Street krizine benzetilen ekonomik krizdeki yeni düşüş, finans kurumlarındaki samimiyetsizlik alışkanlığının ve siyasilerin beceriksizliğinin bir sonucu.

İkiyüzlülüğü kanıksamıştık. Bankalar regülasyona gitmeleri gerektiği önerilerini reddeder, adil rekabete yönelik hareketlere terslenir ama başları sıkıştığında birdenbire devletin müdahale etmesini isterler: mali destek zorunludur, çok büyük bir kurumdurlar, çökmelerine izin verilemeyecek kadar önemlidirler. Devamını oku…

Categories: Çeviriler, TBG Etiketler:, ,
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.